barack-obama

Barack Obama kimdir?

Barack Hussein Obama ABD’nin başkanıdır. Demokrat Partili Barack Hussein Obama, Kenya asıllı Müslüman bir baba ve beyaz bir Amerikalı annenin oğlu olarak 4 Ağustos 1961 tarihinde dünyaya gelmiştir. Anne ve babası Hawaii Üniversitesinde tanışıp evlenmiş ve Obama 2 yaşındayken anne baba boşanmıştır. Harvard Üniversitesi’nde burslu okuyan babası daha sonra Kenya’ya dönüş yapmış ve orada hükümet için çalışmıştır.

Obama 6 yaşındayken, annesi bu kez bir Endonezyalıyla evlenmiş, aile Cakarta’ya taşınmıştır. Endonezya’da yaşadığı 4 yıl boyunca laik ve Hıristiyan okullarda okuyan Obama, daha sonra büyükanne ve büyükbabasıyla yaşayacağı Hawaii’ye dönmüş, eğitimine burada devam etmiştir. Obama, New Yorktaki Columbia Üniversitesinde Siyasal Bilimler okumuş 1988’de Harvard Hukuk Fakültesi’ne girmiştir. Buradaki öğrenciliği sırasında “Harvard Law Review” dergisinin ilk Afrika kökenli Amerikalı yöneticisi olmuştur.

Obama, 1996-2004 yılları arasında Illinois eyalet senatörü olmuş 2004 yılında da ABD Senatosu’na seçilmiştir.Bu zaferin ardından popülerliği artan Obama, Washington’un en gözde isimlerinden biri haline gelmiştir. Barack Obama, 2007’nin başlarında başkan aday adayı olduğunu ilan etmesiyle birlikte, diğer aday adayı, eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın eşi Hillary Rodham Clinton ile uzun süreli bir mücadeleye girişmiştir.

Barack Obama’nın Demokrat Parti’nin resmen başkan adayı olduğu Haziran 2008’de kesinleşmiştir. Seçim kampanyasında “değişim” sloganını kullanmıştır. ABD’nin Irak’a müdahalesi öncesinde savaşa karşı olduğunu söyleyen ve Irak savaşının başından beri bunu eleştiren Obama, İranlı liderlerle de koşulsuz görüşmeden yana olduğunu söylemesi ilk başlarda tepkiyle karşılanmıştı.

Barack Obama, 1964 doğumlu olan ve kendisi gibi Harvard Hukuk Fakültesi mezunu olan Michelle Robinson ile evlidir. Çiftin, Malia ve Sasha adlı iki kız çocuğu bulunmaktadır. Obama, ikinci adının “Hussein” olmasından dolayı muhafazakar çevrelerden soğuk bir tutum görmüştür ve görmektedir. ABD tarihinde ilk siyahi başkan olan Barack Obama olmuştur. Etkileyici bir konuşmacı/hatip olan Obama aynı zamanda ABD’de bestseller olan bir yazardır.

Barack Obama’nın Doğum tarihi : 4 Ağustos 1961’dir. Hawaii. Etnik köken: Baba Kenyalı bir siyah, anne Kansaslı bir beyaz. Atalarında, Çeroki Kızılderilisi, İrlanda ve İskoç kanı da var. Barack ismi, “bereket” kelimesinden geliyor. Göbek adı Hussein.Dini ve mezhebi : Reformcu ve radikal olmayan bir cemaate sahip Hz. İsa’nın Birleşik Kilisesi’ne bağlı bir Protestan. Dedesi bir Müslümandı.
Eğitim durumu: İlkokula Endonezya’da, ortaokula Hawaii’de gitti. Columbia Üniversitesi’nde siyaset bilimi, Harvard’da hukuk okudu.Mesleği: Avukat, akademisyen ve 2005’ten beri federal düzeyde Senatör. Askerlik durumu: Hiç askerlik yapmadı. Lakabı: Ailesi ve arkadaşları ona “Barry” diyor, anneannesi ise “Bear” (Ayı). Gizli servis korumaların taktığı ad ise “Renegade” (Kaçak).En çok tekrarladığı laf: “Bakın size bir şey söyleyeyim.” Mezar taşında ne yazacak: İyi ve dürüst bir adamdı. İyi bir baba ve kocaydı. Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için kendisinden birşeyler verdi. Kullandığı otomobil: Chrysler 300C

Başlıca sloganları: “İnanabileceğimiz değişim” ve “Evet, yapabiliriz.” Rakipleri nasıl karaladı: Cumhuriyetçiler ona “Paris Hilton gibi bir meşhur” dediler. Genç kalabalıkları çekmesi nedeniyle “rock yıldızı” diye nitelendi. Gizli Müslüman olduğu, sosyalist eğilimleri bulunduğu ima edildi. CNN, ismini El Kaide lideri Usame bin Ladin ile karıştırdı.

En sevdiği özlü söz: “Senin önünde garibiz, yabancıyız, atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir.” (Zebur’da, Hz. Davud’un duasını içeren “Tarihler” bölümünde 15’inci ayet. Obama, yazdığı biyografiye de bu ayetle başlamıştı) En sevdiği kitap: İncil ve Nobel ödüllü Tony Morrison’dan “Song of Solomon.” En sevdiği yemekler: Acılı yemekler ve pizza.

mogol

Moğollar ve Cengiz Han Türk mü?

Cengiz Han genel olarak türk olduğu kabul edilir. Cengiz Han Moğolca ayrıca Türkçe konuşurdu. En önemlisi Cengiz Han konuşmalarında kendini Türk olarak tanıtmıştır. Cegiz Han’ın soyu Çinliler’ce Türklere dayandırılır.Bu Türkler isebir bakıma Kök-Türkler’in devamıdır. Cengiz Han dış görünüş olarak Kök-Türk kağanları gibi kumral ve açık renk gözlüdür. Cengiz Han, bugünkü Afganistan’da kendisini ziyeret eden Kadı Vahideddin Fuşanci’ye ”Peygamber efendimiz Hz.Muhammed her şeyi önceden bilmiş diyorsunuz; acaba benim ortaya çıkışım için bir şey demişmidir ?” diye sormuş; kadı da “Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayınız” demiş olduğunu söylemiş ve Cengiz Han da bu sözü beğenerek kendisinin Türk olduğunu belirtmiştir.

Bir Arap, Cengiz Han’ın oğlu Ögedey Kağan’a, babasını düşünde gördüğünü ve kendisine bir söz söylediğini iletmiş Ögedey Kağan ona ”Babam bunu sana hangi dille anlattı” diye sormuş. O da Arapça anlattı dediğinde Ögedey, babasının Türkçe ve Moğolca’dan başka bir dil bilmediğini söylemiştir. Bu nakledilen olayları derlediğimizde Cengiz Han, Türk soyundan geldiğini açıkça söyleyebiliriz.

Moğol tabirini tarihe tanıtan Çengiz Han olmuştur. Kendisinden önce Moğollar’a ne dendiği tam olarak belli değildir. Çengiz Hanın’in “Moğol” topluluğu etnik değil, bir bakıma “Osmanlı” tabiri gibi siyasî bir tabirdir. aralarında Türkçe konuşan veya Türk olan boylar ve uruklar da vardır. Kaşgarlı Mahmud, Tatarlar’ı, ayrı lehçeleri olan bir Türk kavmi olarak göstermiştir. On Üçüncü Yüzyılda ise büyük Çengiz İmparatorluğunu gezen Marko Polo, “Tatar” kelimesini Türkler’le Moğollar’ın ikisini birden kapsayan bir deyim olarak kullanmıştır. Türkler “Tatar”ı Türkler’in bir parçası ve doğu Türkçe’siyle konuşan Türkler olarak kabul etmişlerdir. Âşıkpaşaoğlu, tanınmış tarihinde Süleymanşah’la birlikte Anadolu’ya gelen Türkleri “elli bin miktarı göçer Türkmen ve Tatar evi” olarak kaydetmiştir.

Türkler’le Moğollar aynı kökten aynı boydan gelen iki kardeş millet olduğunu söyleyebileceğimiz gibi Çengiz Han, Moğol olmaktan daha fazla Türk’tü. Çengiz’in Türklüğü tarihî geleneklerin dışında tarafsız çağdaş Çinlilerin tanıklığı ile de sabit olduğunu söyleyebilmek mümkün. Profesör Zeki Velidi Togan, 1941’de yayınladığı “Moğollar, Çengiz ve Türklük” adlı küçük eserinde ve 1946’da yayınladığı “Umumî Türk Tarihine Giriş” adlı eserinde Çengiz Kağan’ı 1221’de ziyaret eden Çao-hong adlı bir Çin elçisinin verdiği bilgiyi nakletmektedir. Bu elçi, Çengiz’in eski Şato Türklerinden geldiğini gayet açık olarak belirtmiştir. Çengiz’in tipi hakkındaki tarihî bilgiler de (uzun boylu, kumral saçlı, beyaz tenli, yeşil gözlü) eski Gök Türk kağanlara uymaktadır. Çengiz’in aile adı olan “Börçegin”, “Börü Tegin’in Moğolca söylenişinden ibaret olduğu gibi “Çengiz” kelimesi de “Tengiz” yani “Deniz” kelimesinin Moğolca söylenişidir. Türkçe’de “t” ile başlayan kelimelerin Moğolca’da “ç” ile başladığını Altay dilleri uzmanları ifade etmektedir.

Çengiz’in ailesi eski Türk devlet geleneğine uygun olarak Moğollardan bir kısmı üzerinde beylik eden bir Hanedanı kolu idi. Bu hanedanda Türk geleneklerinin devam etmekte olduğu Çengiz’in oğullarından Çağatay ve Ögedey’in adlarından anlaşılmaktadır. “Çağa” ve “Öge” bilindiği üzere, Türkçe kelimelerdir.

Yukarıda söylenenler ışığında Türk tarihinin iki büyük şahsiyeti olan Çengiz Han ile Temir Bek’i Türk’ten gayrı ve daha acısı Türk düşmanı olarak görmek, göstermek ve düşünmek tarihi tahrip etmekten öteye gidemez.

kosnil

Koşnil nedir?

Koşnil genelde bir bitki çeşidi olarak bilinir fakat yapılan araştırmalar onun bir bitki değil bitkiler üzerinde yaşayan ve hızlıca çoğalan bir asalak türü olduğunu ortaya koymaktadır.

(Koşnil konusunda hazırlanan sunuyu oklarla ilerletebilir, sunu araç çubuğundan tam ekran yapabilirsiniz)
Bu asalak kırmızı rengi veren bir böcek türüdür,daha çok bitkiler üzerinde yerleşerek çoğalırlar. Tarihte ilk olarak Aztekler tarafından yetiştirilmiş ve renk vermek amacı ile kullanılmıştır. 16’ıncı yy’da Avrupa’ya getirilmiş ve tekstil,sanayi sektöründe renk verici madde olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu böcek türünün yumurtalarından elde edilen bir renk maddesi ise karmindir. Bu böcek türü her bölgede yaşam alanı bulamamaktadır.Kendilerine has yaşam alanları ve beslenme tarzları vardır. Meksika, Bolivya ve Şili’de yaşam alanları daha geniş ve üreme bakımından bu alanlarda sıkıntı yaşamamaktadırlar. Son zamanlarda kolaya renk vermesi için kullanıldığı da gündeme gelmiştir.

Renk veren bu asalak böcek nasıl elde edilir? bu nokta aslında işin ilginç tarafı, yalnızca 1 kilogram boya elde etmek adına milyonlarca böcek kullanılıyor. Yumurtlama dönemlerinde bu böcek türü kırmızı ve parlak bir renge bürünmektedir, bu dişi böceklerin kabukları kurutulur ve bir süzgeçten elenerek geçirilir. Su ile reaksiyonlarından sonra gerçek rengi ortaya çıkar ve istenilen sonuca ulaşılır.

Kullanım Alanları olarak; kozmetik ürünler,bakım ürünleri,gıda sektörü,sanayi ve tekstil sektöründe Karmin kullanılmaktadır,renk vermek adına birçok alanda kullanılabilir ancak en büyük tartışma bu maddenin yan etkileri ve kozmetik ürünlerinde ve gıda ürünlerinde ne kadar tehlikeli olabileceğidir. Doğal ürün olduğu için çok fazla zararı yoktur.Kanserojen ya da toksik etkisi yoktur.

Fakat böceklerden elde edilen bu maddeden üretilen gıdaların yenmesinin ve içilmesinin uygun olup olmadığına dair tatmin edici bilgi verilmemiş olmakla birlikte müslümanlar tarafından bu olaya sıcak bakılmayacağı su götürmez bir gerçek olduğunu şimdiden söyleyebiliriz.

haci bayram veli

Hacı Bayram Veli Hazretleri

Hacı Bayram Veli; İstanbul şehrini Osmanlı padişahlarından Fâtih Sultan Mehmed Hanın fethedeceğini müjdeleyen büyük velîdir. Asıl adı Nûmân bin Ahmed bin Mahmûd, lakabı ise Hacı Bayram’dır. 1352 yılında Ankara ilinin Çubuk Çayı üzerindeki Zülfadl köyünde doğmuştur. Babası Koyunlucalı Ahmet ,annesi Fatma Hanımdır.Abdal Murad ve Safiyüddin adlı kendisinden küçük iki kardeşinin olduğu bilinir.1429 senesinde ise Ankara’da vefât etmiştir. Türbesi, Hacı Bayram Câmiinin kenarında ziyârete açık ve her gün yüzlerce ziyaretçiyi ağırlar.

Hacı Bayram küçük yaşından îtibâren ilim tahsîline başlamış Ankara’da ve Bursa’da bulunan âlimlerin derslerine katılarak; tefsîr, hadîs, fıkıh gibi din ilimlerinde ve o zamânın fen ilimlerinde çok iyi şekilde yetişmiştir. Ankara’da Melîke Hâtun’un yaptırdığı Kara Medresede müderrislik yaparak talebe yetiştirmeye başladı. Eserlerini diğer Hacı Bektaş-ı Veli yoldaşları gibi Türkçe olarak yazarak Türkçe kulanımını Anadolu’da önemli şekilde arttırmıştır.

Hacı Bayram kısa zamanda, halk arasında sevilip sayılan biri olmuştur.Sultan Murad Han verdiği ünlü bir fermanda, Hacı Bayram-ı Veli’nin talebelerinin, yalnız ilim ile meşgul olmaları için, onların vergi ve askerlikten muaf tutulduğu bildirmiştir.

(Sunuda bir sonraki ekrana okları tıklayarak geçebilirsiniz,ayrıca sunuyu tam ekran yapabilirsiniz.)

Hacı Bayram-ı Veli Melike Hatun isimli bir hayırseverin yaptırdığı Kara Medrese de müderrislik yapmıştır.Medreseler günümüzün üniversite ve fakülteleridir.Burada ders veren müderrislerin ünvanı günümüzün profesör ünvanıdır.Daha sonra Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri zamanın ünlü din bilgini olan Ebu Hamidüddin Aksarayi ( Somucu Baba ) tarafından Kayseri’ye davet edilir.

Bir Halveti şeyhi olan Ebu Hamidüddin ile karşılaşması ilk defa bir kurban bayramı günü olduğu için şeyh kendisine Bayram adını verir.Bugünden sonra Numan ismi yerine Bayram ismini kullanır.Bu ziyaret esnasında Ebu Hamidüddin Hacı Bayram-ı Veli’ye zahir ilminin ve batın ilminin derecelerini ve geleceğini manevi yolla kendisine göstererek ,ikisi arasında bir seçim yapmasını söyler ve kendisini tasavvuf yoluna girmeye, bu yolda öğrencisi olmaya davet eder. Hacı Bayram-ı Veli bu daveti kabul eder ve tasavvuf eğitimine Ebu Hamidüddin nezaretinde başlar.

Hacı Aayram halk arasında sevilen ve sayılan biri olmuş ve sarayakadar ulaşmıştır. Edirne’de Sultan II.Murad Han 1421 yılında tahta geçer.Bu Bayramilik tarikatının çok yaygınlaşması kimi çevrelerde korku ve kuşku uyandırır ve Sultan II.Murad BU tasavvuf adamını yakından tanımak amacıyla Edirne’ye davet eder.Hacı Bayram-ı Veli öğrencisi Akşemseddin’i de yanına alarak Edirne yolculuğuna çıkar.

Fatih’in babası Sultan İkinci Murad Han, Hacı Bayram-ı Veli’yi Edirne’ye davet edip, ilim ve manevi derecesini anlayınca, fevkalade hürmet göstermiş, Eski Cami’de vazettirmiş, tekrar Ankara’ya uğurlamıştır. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u feth edeceğini II. Mehmed’in babası II. Murad’a bildirdiği rivayet olunur.

Hacı Bayram Veli’nin geliştirdiği inanca göre temel varlık Tanrı’dır. Tanrı bütün evreni kaplamıştır, tektir, önsüz-sonsuzdur, yaratıcıdır. Kendini tasavvufa veren bir kimsenin uyması, bağlanması gereken üç ilke vardır:

A) Bütün işlerin, eylemlerin kaynağı Tanrı’dır, İnsan bir araç durumundadır. İnsan istenci tanrısal istencin bir bölümü niteliğindedir.

B) Tanrı bütün varlıklarda görünür, gerçekte varolmak Tanrı’nın görünmesidir;

C) Bütün nitelikler (sıfatlar) birer tanrısal görünüştür. Hacı Bayram Veli, bu üç ilkeyi tevhid-i ef’al (eylemlerin birliği) tevhid-i sıfat (nitelikler birliği), öz birliği kavramlarıyla açıklar. Tasavvufta varlık birliği olarak nitelenen bu inanca göre düşünen Tanrı’dır; yaratan ve eylemde bulunan Tanrı’dır.

Hacı Bayram-ı Veli Hz.lerinin üç kız ve beş erkek çocuğu olduğunu biliyoruz.Kızlarından sadece Eşrefoğlu Rumi ile evlenen Hayrunisa’nın ismi bilinmektedir.Oğullarının adları sırasıyla Şeyh Ahmet Baba, Ethem Baba, Baba Sultan, İbrahim ve Ali’dir.