DUYURULAR

  • Sitemiz yeni tasarımıyla hizmete başlamıştır.
  • Site hız ve performans yönüyle modifiye edilmiştir.
  • Sitemizde yasadışı hiç bir paylaşım yapılmamaktadır.
  • İçerikler hakkında itirazlarınızı iletişim sayfamızdan bizlere iletin.
  • Site iletişim sayfasından siteyle ilgili görüşlerinizi paylaşabilirsiniz. Tıkla
  • Bu siteye sizinde katkılarınızı bekliyoruz. ...
  • Sitemizdeki içerikler için lütfen seviyeli yorumlar yapın,
  • Küfürlü, hakeretli şekilde konuşanlar siteden banlanacaktır.
  • Anlayışınız için şimdiden teşekkürler.
Hot News
Anasayfa » Kültür » Arap Baharı Nedir? Arap Baharı Gerçekleri
Kültür 2016
Ortadoğu'da Arap Baharı

Arap Baharı Nedir? Arap Baharı Gerçekleri

Haber Tarihi: 20 Şubat, 2016,Cumartesi | | Kategorisi: Kültür

Bir döneme damga vuran Arap Baharı; Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkmış; bölgesel, toplumsal bir siyasi-silahlı harekettir. Protestolar, mitingler, gösteriler ve iç çatışmalar yaşanmıştır. Halklar, özgürlük mücadelesi adı altında birçok Arap diktatörünü resmen devirmiştir.

Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen’de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap Dünyasında başgösteren mitingler, protestolar, halk ayaklanmaları ve silahlı çatışmalar meydana gelmiştir.

İslami demokrasi talepleri artmıştır. Birçok uzman bu eşi görülmemiş halk hareketini, Arap dünyasında yaşanan en büyük değişim olarak yorumlamaktadır.

Arap Baharı Kuzey Afrika ülkeleri ve Ortadoğu ülkelerinde gerçekleşen devrim niteliğindeki verilen isimdir. Bu devrimlerin bahar diye adlandırmasının nedeni yüzyıllardır süregelen Arap ülkelerindeki diktatöryel rejimlere halkın isyan etmesidir. Bu isyanların temelinde diktatöryel rejimlerin yanı sıra işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü ve kötü yaşam koşulları vardır.

İlk isyan 17 Aralık 2010’da Tunus’ta 26 yaşındaki bilgisayar mühendisi Muhammed Bouazizi Sidi’n Bouzid kasabasında bir arabaya doldurduğu sebze meyveyi satarken zabıtalara yakalandı. Bouazizi`nin arabasına ve mallarına el koyan zabıta, gence bir de tokat attı. Bouazizi, sebze tezgâhının elinden alınmasını protesto için valiliğin önünde kendini yaktı. Hastaneye kaldırılan Bouazizi 4 Ocak`ta hayatını kaybetti. Diplomalı işsiz Muhammed Bouazizi tarafından başlatılan isyan büyüyerek devam etti. Bu isyan sonucunda 23 yıldır iktidarda olan hükümet devrildi.

Devlet Başkanı hükümeti feshettiğini açıkladı. Tunus’ta 6 ay içinde seçim yapılma kararı alındı ve yerine geçici olarak görevi devralan Muhammed Ganuşi ülkede olağanüstü hal ilan etti. Ülkedeki isyan devam etmiş ve cezaevlerinde isyan çıkmıştır.

İsyanların giderek çoğalması karşısında Cumhurbaşkanı öfkeyi dindirmek için 300 bin kişi için iş yaratılacağını açıkladı kısa bir süre sonra da 2014’te görevi bırakacağını açıkladı ancak halkın öfkesi dindiremedi. 14 Ocak’ta sokağa çıkma yasağına rağmen halk İçişleri Bakanlığı’nı kuşattı. Çıkan çatışmalarda polis gaz bombaları ve ateşli silahlarla halka saldırdı. Eylemler sırasında Devlet Başkanı yeni bir açıklama yaparak hükümeti görevden aldığını açıklamıştır.

İçişleri Bakanı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda bakanın görevden alınması da halkın öfkesini dindirmedi ve böylece işsiz bir üniversite mezununun bedenini ateşe vererek başlattığı, işsizlik ve hayat pahalılığına karşı yapılan eylemler 4 haftada 23 yıllık iktidarı devirmiştir. Muhammed Bouzizi’nin cenazesindeki fotoğraf esasında çoğunluğun tepkisinin bir yansımadır:

Tunus’taki devrimin ilk ismi Arap Baharı değildir. Burada Muhammed Bouazizi’nin zabıtanın müdahalesinden sonra kendini yakmasıyla başlayan ve internette “Polise yasemin verelim” sloganıyla yayılan protestolar nedeniyle halk Ben Ali’yi iktidardan eden sürece “Yasemin Devrimi” adını vermiştir. Daha sonrasında Tunus’tan bir ay sonra Cezayir’e sıçrayan ve sonrasında domino taşı etkisiyle yayılan isyanların genel adı Arap Baharı adını almıştır.

Arap Baharı ile ilgili en güzel tanımlamayı Eylül 2011’de  Berlin’de röportaj yapılan İstanbul İslam Bilim ve Teknik Müzesi Geliştirme ve Eğitim Direktörü görevini yürütün ve aynı zamanda Bremen Üniversitesi Kültür Bilimleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi olan Dr. Detlev Quintern söylemiştir.

 ‘Bir araştırmacı olarak yıllardır Ortadoğu ile ilgileniyorsunuz ve defalarca da bölgede bulundunuz. Bu tecrübeleriniz ışığında Ortadoğu’da Tunus’ta ki gösteriler başlayan, Mısır’da Hüsnü Mübarek yönetiminin düşmesiyle hız kazanan ve bugün Suriye, Libya ve Yemen’de devam etmekte olan halk hareketlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu halk hareketlerinin ortaya çıkışının temelinde ne yatıyor?’ şeklinde sorulan soruya Dr. Quintern şu cevabı vermiştir:

‘Bu soruyu cevaplamak için tarihsel bir giriş yapmamızda fayda var. Çünkü Arap dünyasında kökleri çok eskilere uzanan bir adalet hareketleri geleneği bulunmaktadır. Başlıca sebebi ise adalet anlayışının İslam ahlakında ilk sırada bulunmasıdır. Bu açıdan bakıldığında 7. ve 8. yüzyıllarda Arap dünyasının parçalarının Arap olmayan yönetimlerden kurtarılması ve İber Yarımadasında yaşanan olaylar daha iyi anlaşılmaktadır. Bu bölgelerin kurtarılması için verilen mücadele sırasında yine aynı güçlere karşı muhalefette bulunan veya isyan halinde olan topluluklardan da büyük destek gelmiştir. Bunun başlıca örneği Mısır’daki Hıristiyan Kıptilerin verdiği destektir. Bugün bu duruma çok bezeyen başka bir hareketle karşı karşıyayız. Bu hareket adalet idealinin Rönesans’ı olarak görülebilir. Bunun temelinde ise Arap halklarının dayanma gücü, cesareti ve kendilerini bu uğurda feda edebilme özverileri bulunmaktadır. Ayrıca tarihin de bize gösterdiği gibi adalet anlayışının temel prensiplerinde yaşanan sapmalar Arap dünyasında her zaman isyanları beraberinde getirmiştir. Bu noktada Arap dünyasında yaşanan adaletsizliklerin bu hareketlerin merkezini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Yukarıda adlandırdığınız ülkeler arasında özellikle Tunus ve Mısır başta olmak üzere komprador burjuvaziye yakın gruplar ülke içerisinde yönetimi ele geçirip kendi amaçları için kullanıyorlardı. Bu amaçlar ise dış güçlerin amaçlarıyla neredeyse örtüşüyordu. Yabacı güçler ile kastettiğim hem eski kolonyal devletler olan İngiltere, Fransa, İtalya hem de tarihsel olarak yeni olsa da bölgedeki etkinliği göz önünde bulundurulduğunda öne çıkan ABD’dir. Tüm bunlar gücü elinde bulunduran ve lüks içinde yaşayan bir azınlık ile fakirlik ve işsizlikle mücadele eden bir çoğunluğu beraberinde getirdi. Hem Tunus’ta hem Mısır’da bulunan bu azınlık grupları Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) isteklerini yerine getirirken sosyal hizmetlerde kesintilere gittiler, ülkenin sahip olduğu önemli kaynakları özelleştirdiler. Bu özelleştirmelerden kendilerine yakın olanlar faydalandı. Tüm bunları dünyayla barışık liberal bir politika olarak tanıttılar. Bu durumdan yine en çok Batı ülkeleri faydalandı. Yine aynı şekilde, ülkelerden çıkan paranın büyük bir bölümü Batılı bankaların kontrolüne girdi. Bu bağlamda örnek olarak Tunus’uverebiliriz.

Bir turizm ülkesi olan Tunus’ta Avrupa’dan gelen turistler  çok ucuza tatil yapabilirken, Tunus halkının büyük bir bölümü için kendi ülkelerinde tatil yapabilmek sadece bir rüyadan ibaretti. Tüm bunların yanında bu ülkelere merkezinde tüketim bulunan emperyalist kültür ve yaşam tarzı enjekte edildi. Bu gerçekliğe uymayan kültür ve yaşam tarzı ise kültürlerini, geleneklerini, inanç ve değer sistemlerini erozyona uğrattı. Şehir yapılarında bu durum oldukça açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Bölge ülkeleri halkları arasında 70’li yıllardan beri süregelen bir huzursuzluk bulunmaktadır. Örnek olarak Kahire’yi verebiliriz. Ayrıca turizmin yaygın olduğu Tunus ve Mısır gibi ülkelerde turistler için inşa edilmiş ve ülkedeki hayatın ne kadar güzel ve rahat olduğunu göstermeyi amaçlayan semtler ve alış-veriş merkezleri bulunmaktadır. Hâlbuki birkaç sokak sonrasında acı gerçek bütün çıplaklığıyla ortadadır.

Arap dünyasında yaşanan hareketlerin merkezinde adalet olgusunun yeniden hayata geçirilmesi ve kaybolan insan haysiyetinin yeniden kazanılması yatmaktadır. Dolayısıyla meseleyi sadece fakirliğe indirgemek yanlış olur. Ek olarak, yine Filistin meselesi de çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Çünkü hem Tunus’ta hem Mısır’da ki hareketleri tüm farklılıklarına rağmen ortak oldukları nokta Filistin halkıyla olan dayanışma olgusudur. Filistin meselesi adaletli bir şekilde çözülmediği sürece az önce bahsettiğim adalet olgusunun dünyada hayata geçirilmesi sadece bir ütopya olarak kalacaktır.

Ortadoğu’da Arap Baharı olarak adlandırılan bu süreci yalnızca insan hakları ve demokrasi çerçevesinde incelemek yetersiz kalacak ve büyük haritayı görmemizi engelleyecektir. Bu süreç yıllardan beri süregelen diktatöryel rejimlerin er ye da geç sona ereceğinin ve her halkın bir gün kendisini itaate zorlayan yöneticileri devireceğinin yakın tarihimizdeki en son göstergesi olmuştur. Şu an tüm Dünya’nın merak ettiği devam eden Arap Baharını yaşayan ülkelerin kendilerini ve uluslararası alana etkisinin ne olacağıdır.

ARAP BAHARININ BEKLENMEDİK SONUÇLARI:
1. Monarşiler yine gücünü koruyor:
Orta Doğu’daki kraliyet aileleleri için Arap Baharı aslında çekindikleri gibi sonuçlanmadı.

2. Artık kararları tek başına ABD vermiyor
Amerikan yönetimi Arap Baharı’nın başlangıcında Mısır, İsrail ve Suudi Arabistan gibi güçlü müttefiklerinin olduğu durgun bir Orta Doğu öngörmüştü.Mısır’da Muhammed Mursi’nin seçilmesi ve ordu tarafından devrilmesiyle sonuçlanan sürece ayak uyduramadı. ABD Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in kazandığı seçimlerin sonucunu sevmedi.
Askeri darbelerden (en azından 21’nci yüzyılda) hoşlanmıyor ama muhtemelen İsrail’le barışı sürdürmek isteyen asker destekli rejimlerden rahatsız değil. ABD hâlâ süper güç fakat artık Orta Doğu’da olacakları dikte etmiyor. Washington bu başarısızlıkta yalnız değil.

3. Sünniler, Şiilere karşı
Suriye’de silahsız protestocuların, baskıcı bir yönetime karşı başlattıkları silahsız direnişin mehzep ayrılığı temelli bir iç savaşa dönüşme hızı herkesi sarstı.Bölgede birçok ülkede Şiiler ile Sünniler arasındaki gerilim artıyor. Şii İran ve Sünni Suudi Arabistan, Suriye’de fiilen dolaylı bir savaşın içinde.Irak’ta da Şiiler ile Sünniler arasındaki gerilim tırmandı. Şii-Sünni gerilimi, Arap Baharı’nın en önemli miraslarından biri olabilir.

4. İran bu mevsim değişiminin en karlı çıkanı
Hiç kimse Arap Baharı’ndan İran’ın kazançlı çıkacağını düşünmemişti. Arap Baharı’nın başında İran, dışlanmış bir ülkeydi. Nükleer programı nedeniyle uygulanan ekonomik yaptırımlar Tahran’ın belini bükmüştü.
Şimdi Suriye’de İran’ın onayı olmayan bir anlaşmayı hayal etmek bile mümkün değil.
Yeni İran yönetimi ayrıca nükleer programı konusunda güçlü ülkelerle müzakere yürütüyor.

5. Kaybeden kazananlar
Aslında kimin kazandığını, kimin kaybettiğini belirlemek zor.
Mısır’da Mübarek’in devrilmesinden sonra seçim kazanan Müslüman Kardeşler kazanan taraf olarak görünüyordu, ama şimdi öyle değil.
Ordu tarafından devrilen hareketin liderleri uzun hapis cezalarıyla karşı karşıya.
Bu durum, küçük ama siyasi hırsı olan Katar için kötü bir gelişme oldu.
Katar Mısır’daki iktidar kavgasında Müslüman Kardeşler’i desteklemişti. Bu ülke Arap Baharı’nın ilk aşamasında Libyalı isyancıları da desteklemiş ve nüfuzunu artırma stratejisinde başarılı olduğu izlenimini uyandırmıştı.
Artık bu geçerli değil.

6. Sosyal medya
Protesto hareketlerinin başında, Batı medyasında -belki kendileri de bunları sevdiklerinden- Twitter ve Facebook’un oynadığı rol büyük heyecan yarattı.Ayaklanmanın başlangıcında sosyal medya önemli rol oynadı. Ama bunların kullanımı iyi eğitim görmüş, varlıklı liberal seçkinlerle sınırlıydı. Mısır’da laik liberaller seçimde varlık gösteremedi.Birçok kişinin okuma yazma bilmediği ve internete erişimi olmadığı ülkelerde uydu televizyonları daha önemli kaynak olmaya devam ediyor.

7. Dubai emlak fiyatları
Orta Doğu’da yaşananların etkisi, bölgenin sınırlarını aşmış durumda.
Dubai’deki emlak fiyatlarının yükselişe geçmesi Mısır, Libya, Suriye ve Tunus gibi istikrarsız ülkelerde yaşayan varlıklı bireylerin paralarını ve bazı durumlarda ailelerini korumak için buraya gelmesine bağlanıyor.
Orta Doğu’da yaşananlar Paris ve Londra’daki ev fiyatlarını da yükseltti.

8. Orta Doğu haritası
Birinci Dünya Savaşı’nda İngiltere ve Fransa tarafından çizilen Orta Doğu haritası bozuluyor gibi görünüyor.
Mesela beş yıl sonra Suriye ve Irak’ın şimdiki halde kalıp kalmayacağını bilmek güç.

Kaynaklar:
1. http://www.tuicakademi.org/arap-bahari-nedir/
2. http://www.orsam.org.tr/tr/orsamkonukgoster.aspx?ID=430
3. https://tr.wikipedia.org/wiki/Arap_Bahar%C4%B1

Bu Konu İle İlgili Diğer İçerikler

468x60 REKLAM ALANI
Yorum Durumu: Yorum Yok
Sizinde bir katkınız olsun

Buraya Yorum Bırakabilirsiniz

XHTML: Kullanabileceğiniz Kod Etiketleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>