DUYURULAR

  • Sitemiz yeni tasarımıyla hizmete başlamıştır.
  • Site hız ve performans yönüyle modifiye edilmiştir.
  • Sitemizde yasadışı hiç bir paylaşım yapılmamaktadır.
  • İçerikler hakkında itirazlarınızı iletişim sayfamızdan bizlere iletin.
  • Site iletişim sayfasından siteyle ilgili görüşlerinizi paylaşabilirsiniz. Tıkla
  • Bu siteye sizinde katkılarınızı bekliyoruz. ...
  • Sitemizdeki içerikler için lütfen seviyeli yorumlar yapın,
  • Küfürlü, hakeretli şekilde konuşanlar siteden banlanacaktır.
  • Anlayışınız için şimdiden teşekkürler.
Hot News
Anasayfa » Araştırma » Hakimiyet Teorileri
Araştırma 2015
Hakimiyet teorileri

Hakimiyet Teorileri

Haber Tarihi: 09 Şubat, 2015,Pazartesi | | Kategorisi: Araştırma, Kültür

Hâkimiyet teorileri Fiziki Coğrafyaya Dayalı ve Salt Kuvvete Dayalı Teorileri olmak üzere iki başlık altında toplanmıştır:

1. Fiziki Coğrafyaya Dayalı Teoriler:
    a-Kara Hâkimiyet Teorisi
    b-Kenar Kuşak Teorisi
2. Salt Kuvvete Dayalı Teoriler:
     a-Deniz Hâkimiyet Teorisi
     b-Hava Hâkimiyet Teorisi

1. Fiziki Coğrafyaya Dayalı Teoriler:
1-a Kara Hâkimiyet Teorisi
a. İngiliz Jeopolitikçi Halford Mackinder tarafından geliştirilen bu teoriye göre, Doğu Avrupa ve Sibirya bölgesi dünyanın Heartland’ını yani Kalp Sahasını oluşturur.

b. Heartland’ın çevresindeki Balkanlardan Çin’e kadar olan saha İç Kenar Hilal ya da Rimland kuşağıdır. Bunun dışında kalan Amerika-Afrika-Avustralya-Japonya hattı ise Dış Kenar Hilal ya da Dünya Adasının Peykleri olarak kabul edilir.

c. Teori: Doğu Avrupa’ya hükmeden bir devlet Heartland’a hakim olur. Heartland’a hükmeden ise önce İç Kenar Hilal’e, sonra da Dış Kenar Hilal’e, yani bütün dünyaya hükmeder.

d. Mackinder’e göre dünya karasının ve denizlerinin bir bütün olarak ele alınması gerekir. Ve vurucu asıl güç Kara Kuvvetleridir. Ancak hem karada hem de denizde güçlü olan devlet, en güçlü devlettir.

e. Bu görüş özellikle Hitler tarafından kabul görmüş ve II. Dünya Savaşı ile uygulamaya geçilmiştir.

Mackinder Heartland’ı, Sibirya’nın buzlarla kaplı, dümdüz sahillerinden Belucistan ve İran’ın kızgın sarp kıyılarına kadar uzanan uçsuz bucaksız büyük arazi olarak tanımlar. Mackinder, ya bir Rus-Alman ittifakının, ya da Rusya topraklarını ele geçirecek bir Çin-Japon İmparatorluğunun dünya hâkimiyetini sağlayacağını ileri sürmüştür.

Bu görüş özellikle Hitler tarafından kabul görmüş ve İkinci Dünya Savaşı ile uygulamaya geçilmiştir.

Sonuç olarak; Sibirya steplerinin Kuzey kutbuna yakın olması ve insan yaşamına elverişli olmaması nedeniyle, Asya kıtasının dünyanın kalbi olması düşünülemez. Zira kalp denilen bir yerin etrafı korunan, güvenilir bir merkezde olması gerekmektedir.

1-b. Kenar Kuşak Teorisi

Kenar Kuşak Teorisinin fikir babası Spykman, aynı zamanda ABD’nin çevreleme politikasının da fikir babasıdır.

Bu teoriye göre hâkim güç Heartland değil, Dış Kenar Hilal üzerindeki ülkelerdir. Bunların başında ABD gelir. İç kenar hilal üzerindeki alana hâkim olan güç Avrasya’ya hükmeder, Avrasya’ya hükmeden güç ise dünyanın geleceğini belirler.

Bilindiği gibi Soğuk Savaş döneminde Sovyetlere karşı ABD politikaları, Çevreleme ve Caydırıcılık politikaları üzerine oturtulmuştur. 1947’den sonra Türkiye ve Yunanistan’ı desteklemeye yönelik “Truman Doktrini”nin uygulanması, NATO gibi organizasyonların kurulması, aslında iç kenar hilal üzerindeki ülkeleri bütünleştirmek amacını gütmektedir.

2. Salt Kuvvete Dayalı Teoriler:

2-a. Deniz Hâkimiyet Teorisi:

ABD’li Amiral Alfred MAHAN (1841-1914) bir jeopolitikçi olmamasına rağmen, dünyadaki mücadelenin genellikle denizlerin kontrolü için yapıldığı sonucuna ulaşmıştır. Bunun sonucu olarak: “Dünya egemenliğinin anahtarı, deniz yollarının kontrolündedir” tezini ortaya atmış ve savunmuştur.

Kara kuvvetleri ile dünyada ancak belirli ölçüde yer işgal edilebilir, hâlbuki dünya egemenliği veya büyük imparatorluklar kurmak için denizaşırı nokta ve bölgelerin ele geçirilmesi ve bunlarla anavatan arasındaki irtibatı sürdürmek için de denizlerde egemen olmak gereklidir.

Mahan, teorisinde İngiltere ve ABD gibi okyanuslara hâkim devletlere, Rusya ve Almanya gibi karada güçlü devletlere oranla daha fazla şans tanımıştır. MAHAN, deniz gücünün taraflara askeri anlamda sağladığı hareket serbestisi nedeniyle, büyük devletler arasındaki bir savaşın kaderinin denizlerde tayin edilebileceğini savunmuş, bu nedenle ülkesi ABD’nin açık deniz donanması oluşturmaya önem vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahan’ın görüşleri gerek yaşadığı dönemde, gerekse sonradan, başta ABD olmak üzere bir çok ülkenin asker ve devlet adamları tarafından ilgi ile karşılanmış ve uygulanmıştır.

Birleşik Devletlerin, uçak gemileriyle(elinde 12 adet bulunmaktadır) beraber deniz aşırı filolar oluşturması, bu filoların uluslar arası sularda seyir halinde olması ve askeri müdahalede bulunacağı bölgelere intikal ettirmesi, bu teoriyi benimsediğinin göstergesidir.

2-b. Hava Hâkimiyet Teorisi:

Bu teoriye göre; Bir milletin dünya hâkimiyetini elinde tutabilmesi için havada üstünlük sağlayan güçlü bir hava filosuna sahip olması gerekir. Bu görüşün en güçlü savunucuları yine ABD ve İngiltere’dir. ABD ve İngiltere, tüm Ortadoğu’yu kontrol altında tutmak amacıyla Akdeniz’de ve Hint Okyanusunda hava üslerine sahiptir ve sürekli hareket halinde bulunan uçak gemileri bulunmaktadır. Uygulama II. Dünya Savaşında başlamıştır. Vietnam’da uygulanmış ve günümüzde ABD’nin de müdahil olduğu Ortadoğu’da yaşanan bölgesel krizlerde ve Irak-Kuveyt krizlerinde uygulanma imkânı olmuştur.

Analist John COLLINS’e göre; teori uzay boyutunda incelediğinde; yerküreyi saran uzaya hükmeden, Dünya gezegenine hükmeder; ay’a hükmeden, Dünyayı çevreleyen uzaya hükmeder.

Hava boyutunun uzaya genişlemesi, son yıllarda meydana gelen bir gelişmedir. Uzay gerek gözlem, haberleşme ve istihbarat, gerekse de anti-balistik(nükleer) sistemlerin yerleştirilmesine yönelik olarak kullanılmaktadır. Bunlar son derece pahalı sistemler olması nedeniyle, ABD ile giriştiği silahlanma yarışında SSCB’nin çöküşünde önemli bir etken olmuştur. ABD Başkanı George W. Bush’un 2004’te “Uzayın Keşfi Vizyonu” adı altında açıkladığı “Ay’da üs kurma ve Mars’a insan gönderme” projesi bu kapsamda ele alınabilir.

Genel değerlendirme:

Özellikle 2. Dünya Savaşından sonra Birleşik Devletler, İç kenar hilal üzerindeki coğrafyayı kontrol altına almak amacıyla Hava ve Deniz Hâkimiyet Teorilerini uygulamaya koymuştur. İç kenar hilal üzerinde asıl önemli coğrafya Ortadoğu’dur. Çünkü sahip olduğu enerji kaynakları ve Hazar Havzasında bulunan enerji kaynaklarını kontrol etmek açısından Ortadoğu, Amerika için çok önemlidir.

Özellikle bu coğrafyaya ulaşmak için Birleşik Devletler Avrupa, Türkiye ve Ortadoğu’da deniz, hava ve kara üsleri bulundurmaktadır. Amerika’nın dünyada 50 ülkenin üzerinde, 730 kara, deniz ve hava üssü bulunmaktadır. Bu üslerde, son derece gelişmiş savaş gemileri, savaş uçakları ve uzun uçuşlara imkân sağlayan Hava tanker uçakları konuşlandırılmıştır.

Örnek olarak, Diego Garcia Üssü, ABD’nin Asya’yı denetimi altında tutmak için kullandığı, Körfez ve Afganistan savaşlarında kritik rol oynayan, Irak işgalinde hava operasyonlarının yürütüldüğü ve aynı zamanda küresel bir gözetleme ve dinleme merkezi niteliğinde olan önemli bir hava ve deniz üssüdür.

Sonuç olarak; yalnız bir kuvveti esas alan görüşü teori olarak kabullenmek mümkün değildir. Her üç kuvvet, yani kara, hava ve deniz kuvvetleri birbirinin tamamlayıcısıdır. Dünya hâkimiyetini kurmak isteyen bir gücün salt kara veya deniz veya hava gücüyle bunu gerçekleştirmesi mümkün görünmemektedir. Bu ancak, üç kuvvet arasında sağlanabilecek etkin koordinasyonla mümkündür. Bunu dünyada sadece ABD başarabilmektedir.

Merkezi Hâkimiyet Teorisi:

Bu teori fiziki coğrafyaya dayalı, Prof. Dr. Ramazan Özey tarafından geliştirilmiş bir teoridir. Bu teoriye göre “Anadolu yarımadası”, dünyanın Heartland’ını yani diğer adıyla Dünya Kalesini oluşturur. Heartland’ı çevreleyen Balkanlar ve Ortadoğu iç çemberi meydana getirir. Bunun dışındaki kara parçaları dış çemberi oluşturmaktadır. Anadolu’yu elinde bulunduran bir millet iç çembere, yani Ortadoğu ve Balkanlar’a hâkim olur. Ortadoğu ve Balkanlara hâkim olan bir millet ise dünyaya hâkim olur.Dünya Heartland’ının tespitinde; hem coğrafi hem de jeopolitik bakımdan “Anadolu Yarımadası” bütün ölçülere uygundur.

Buna sebep olarak;

a. Anadolu; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişme noktasında yer almaktadır.

b. Anadolu yarımadası, güç merkezlerinin (ABD, BDT, AB, Çin ve Japonya) tam merkezindedir

c. İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın varlığı Anadolu Yarımadası’na stratejik bir korumalı üstünlük vermektedir.

d. Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili olduğu için bütün kıtalara ulaşım kolaylığı vardır.

e. Anadolu büyük enerji kaynaklarına sahip Ortadoğu ve Hazar Havzasına komşu pozisyonundadır.

f. Anadolu, Asya ve Afrika yollarının kavşağında demir atmış, dünyanın en büyük uçak gemisine, yani Kıbrıs’a 40 Mil uzaklıktadır.

BU TEORİYİ SUNU OLARAK AŞAĞIDA SUNUYORUZ İNCELEMENİZİ TAVSİYE EDERİM.

Umarız faydalı olmuştur.

Bu Konu İle İlgili Diğer İçerikler

468x60 REKLAM ALANI
Yorum Durumu: Yorum Yok
Sizinde bir katkınız olsun

Buraya Yorum Bırakabilirsiniz

XHTML: Kullanabileceğiniz Kod Etiketleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>