DUYURULAR

  • Sitemiz yeni tasarımıyla hizmete başlamıştır.
  • Site hız ve performans yönüyle modifiye edilmiştir.
  • Sitemizde yasadışı hiç bir paylaşım yapılmamaktadır.
  • İçerikler hakkında itirazlarınızı iletişim sayfamızdan bizlere iletin.
  • Site iletişim sayfasından siteyle ilgili görüşlerinizi paylaşabilirsiniz. Tıkla
  • Bu siteye sizinde katkılarınızı bekliyoruz. ...
  • Sitemizdeki içerikler için lütfen seviyeli yorumlar yapın,
  • Küfürlü, hakeretli şekilde konuşanlar siteden banlanacaktır.
  • Anlayışınız için şimdiden teşekkürler.
Hot News
Anasayfa » Dinler » Kutsal Mekan Kabe Hakkında Bilgiler
Dinler 2013
kabe

Kutsal Mekan Kabe Hakkında Bilgiler

Haber Tarihi: 03 Haziran, 2013,Pazartesi | | Kategorisi: Dinler

DÜNYANIN MERKEZİ:Müslümanların Namaz kılarken yüzlerini döndükleri yöndeki Kâbe’nin “Kıble” olduğu, Kıblenin de “Dünyanın merkezi”ni simgelediği herkes tarafından bilinmekte, ancak Dünyanın merkezi olarak gösterilen bu kutsal yerin planının Mu kökenli olduğunu hiç kimse bilmemektedir. Kaynaklara göre iki Kıble vardır. Eski Kıble ve yeni Kıble. Kaynaklara göre, eski Kıble’nin yönü Kudüs’ken, Hz.Muhammed tarafından Mekke’deki Kabe’ye çevrilmiş (bkz. Meydan Larousse Ansiklopedi. Cilt 11. sf. 212). Bunlardan Kudüs’te olanının (İlk kıble’nin) planı soldaki şekilde görüldüğü gibiydi. İkinci Kıble (bugünkü Kıble)) Mekke’deki Kâbe’dir. Kabe’nin planı ise sağdaki şekilde görüldüğü gibidir. Her iki Kıble planının “İlahi Plan şeması”ndan alındığı, yani İlahi Plan’ın örneğine göre yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Çünkü ezoterik kaynaklara göre dünyanın merkezi daire’nin ortasına konan bir nokta ile ifade edilmekteydi.

kabe333

Mekke’deki Kabe’nin yapılışında İlahi plan şemasındaki dairenin aynen muhafaza edildiği, dünyanın merkezini simgeleyen noktanın “kare küp”e dönüştürülerek İlahi plan halkalarından birinin daha devreye sokulmuş olduğu yukarıdaki resimde açık seçik görülmektedir.

Aslında Kabe’nin ne zaman ve kim tarafından yapıldığını belgeleyecek tarihi bir belge yoktur. Olamaz da. Çünkü İslamiyet’ten önce nerede olduğu bilinmeyen Kozmik bir Mabet vardı. Bu mabet İlk Kıble, yani Kabe idi. Putperest dinlerin kutsallık yükledikleri yer işte bu kozmik mabetti. İslamiyet’in doğuşundan sonra “İlahi plan” gereği Kozmik Mabedin örneği Kabe adıyla Mekke’ye yapılarak kıblenin yönü değiştirilmiş. Sonra da nerede olduğu bilinmeyen Kozmik mabedin kutsallığı ve de tüm bilgileri Kabe’ye mal edilmiştir. İşte bu yüzden eski dinler üzerinde yapılan incelemelerde İslamiyet’ten önce bu yerlere kutsallık yüklendiği sonucuna varılmaktadır

kabe 55

Kısacası, insanların göremeyeceği bir tarzda doğaya işlenmiş olan resim, yazı, sayı ve şekillere prototip, prototiplerin bulunduğu yere de “Kutsal Mabet” (Kozmik Mabet) denildiği. Kutsal Mabetteki prototipler (ilk örnekler), maddi ve manevi dünyalara ait bilgileri içerdiği ve sadece astral ve benzeri türlerde seyahat yapabilen seçilmiş kişiler tarafından görülebildiği. Bu kişilerin Kozmik mabetteki İlahi Plan modelini Kâbe’ye, diğer şekilleri de Piramit, Kilise, Cami gibi tapınaklarda örnek olarak kullandıkları. Böylece Allah’ın Hz.Musa’ya “Bak, her şeyi dağda sana gösterdiğim örneklerine göre yapacaksın.” (İbranilere Bap 8/5) buyruğunu yerine getirdikleri, ve bu olayı üstü kapalı olarak din, mitoloji, efsane ve destanlara serpiştirdikleri artık bilinmektedir.

kabe hicri

KÂBE

Kabe hakkında anlatılanlar: “Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor. (şöyle diyorlardı) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur: Şüphesiz sen işitensin, bilensin”.

(Kuran’daki açıklama) “Kabenin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz.Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler. Kabenin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz.Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz.Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz.Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz.Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Haceri Esvet diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır. Hz.İbrahim Allah’ın emri ile Kabe’nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe’nin yerini kazar. Hz.Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe’yi inşa eder. Ayette “Beytullah’ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder.” (Sure 2. Ayet 127)

Kabe_Eski_11

“Kabe’nin ne zaman ve kimler tarafından, hangi amaçla yapıldığı bilinmemektedir. Ortaya atılan söylentiler, efsane masal veya zamanla bu nitelikleri kazanmış, gerçek kaynaklarından uzaklaşmış, tarih belgeleriyle ispat edilemeyen birer düşünceden öteye geçmemektedir. İslam dininin doğuşundan çok önceki çağlarda, buranın kutsal bir yer olduğu, putperest dinlerin yaygın bulunduğu çağlarda yaşayan insanlar tarafından buraya bazı kutsallıklar yükletildiği, eski dinler üzerinde yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır.

Bir söylenceye göre, İslamlıktan kısa bir süre önce Kabe’yi tütsüleyen bir kadın, elinde olmadan binayı tutuşturmuş, tahta olan yapı kısa bir sürede yanmıştır. Bu yangından sonra, Kabe yeniden yapılmış, hatta Cidde’de karaya oturmuş bir Bizans gemisinin kerestesi binanın yapımında kullanılmıştır. Gene bir söylentiye göre de binanın üstü açıktı.

KABE3

Kabe’nin yapılması için Tanrı’nın İbrahim’i görevlendirdiği söylenir. İbrahim, Sakina’nın kılavuzluğu altında Arabistan’a gelir, iki başlı bir yılan veya kasırga olarak nitelenen Sakina, Kabe’nin bulunduğu yere gelince durur, temellerin çevresine sarılarak, yapıyı kendi üzerine kurmasını söyler. İbrahim onun gölgesi üzerine Kabe’ yi yapmaya başlar. İsmail kendisine yardım eder. Yapıda kullanılması gereken taşları beş veya yedi dağdan, Hira, Lübnan, Zeytin dağı, El Cebelul Ahmer adlı dağlardan taşır. Bina yükseldikçe, bugün “Makamı İbrahim” denen ve üzerinde ayak izleri bulunan taşın üzerine çıkar, o taşı yapı iskelesi olarak kullanarak binayı bitirir. Sonra da Nuh tufanından beri Ebu Kubeys’te saklanan ve o zaman beyazken cahiliye çağındaki dinsiz, günaha batmış insanların dokunmalarıyla kararan Haceri Esved’i Cebrail ona getirir. Haceri esved Kabe’ye konur.

kabe_icten2

Bir başka görüşe göre, Kabe’nin temellerini atan Adem’dir. Adem cennetten kovulduktan sonra yeryüzüne çıkarak Mekke’ye gelir. Cebrail yedi kat yerin altında kanadıyla Kabe’nin temelini çıkarır, melekler de Lübnan, Zeytin dağı, Cudi, Hira ve Sina’dan kayalar yuvarlayınca açılan temeller dolar. Tanrı, Adem’in barınması için cennetten, kırmızı yakuttan yapılmış bir çadır ile beyaz yakuttan olan Haceriesvedi gönderir. Sonradan kararan Haceriesved, Adem’in iskemlesidir. Başlangıçta Haceriesved bir melekti. Tanrı ona kıyamet günü dil verecek insanlar için tanıklık ettirecektir.” (Bkz. Meydan Larousse Cilt 10. syf.320)

 

Kabe hakkında anlatılanların hepsinde doğruyu yansıtan taraflar olduğu ve birbirlerini tamamladıkları görülüyor. Kabe’nin temellerinin beş veya yedi dağdan yuvarlanan taşlarla kapatıldığı rivayeti, olayın hem sembolik hem de evrensel olduğunu ortaya koymaktadır.

kabe23

Bana göre Kabe’nin temelini Hz.Adem atmış olamaz. Çünkü, Hz.Adem topraktan yaratılmıştı (yapılmıştı). Yani Hz.Adem, kutsal dağda (cennet ve cehennemin de sembolik olarak bulunduğu yerde) topraktan yapılmış cansız bir bedendir. Bu beden ile, dağda bulunan diğer nişanlar, Allah tarafından Hz.Musa’ya gösterilen örneklerdir. Bu yüzden, topraktan yapılmış olan Hz.Adem’in Kabe’nin temelini atmış olamayacağı ortadadır.

Kabe’nin bir yılan (veya bir Yılanın gölgesi) üzerine yapıldığı anlatısı doğrudur. Ancak, bu yılan da canlı bir yılan değil, yılan görüntüsü verilmiş olan bir yerdir. Bu yılan, mitolojik tasvirlerden tanıdığımız dünyayı çevreleyerek kuyruğunu ısıran yılan olsa gerek. Demek ki, Sakina isimli bir yılanın oluşturmuş oluşturduğu dairenin üstene, dört köşeli Kabe (kare şeklinde), inşa edilmiş.

Dairenin içine dört köşeli Kutsal bir binanın (Kabe) yapılmış olduğunun anlatılması, Roma’nın efsanevi kurucusu Romülüs’ün (Janus) aşağıdaki planını hatırlatmaktadır:

“Romülüs, Roma kentinin taslağını, bir daire ile dört köşeli bir kare olarak çizmiş, ikisinin birlikteliğini “Kutsal Merkez” ve Kutsal kentin, Kozmik Mabedin planı olarak göstermiş.” (Bkz. Piramitler. syf. 42)

Görüldüğü gibi, Romülüs’ün planı, Kabe’nin yapılışı hakkındaki rivayetlerle tam olarak uyuşmaktadır.

Kabe’nin eskiden üstünün açık olduğu söylencesi de doğrudur ve yaratılıştan bu yana üstü hiç kapatılmamış, daha doğrusu kapatılamamıştır. Çünkü Hakiki Kabenin yeri, Ahit sandığının bulunduğu yerdir ve halen üstü açıktır.

Kabe’nin, Bizans gemisinden alınan tahtalardan yapıldığı rivayetleri doğru olamaz. Çünkü hakiki Kabe, Nuh’un gemisinin yani cennet ve cehennemin bulunduğu yerdedir. Hz.Adem, Cennetten kovulduktan sonra, tavaf ederek Allah’a ibadet ettiği Haceriesved taşı da, Hz.İbrahim’in ayak izi de, Ahit sandığının olduğu yerdedir.

Hz.Ademin Kabeyi İnşaası ve Kabe hakkında anlatılanlar:“Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor. (şöyle diyorlardı) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur: Şüphesiz sen işitensin, bilensin”.

Kuran’daki açıklama Kabenin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz.Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler.Kabenin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz.Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz.Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz.Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz.Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacerül Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır. Hz.İbrahim Allah’ın emri ile Kabe’nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe’nin yerini kazar. Hz.Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe’yi inşa eder. Ayette “Beytullah’ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder.” (Bakara Suresi – Ayet no: 127) 

“Kabe’nin ne zaman ve kimler tarafından, hangi amaçla yapıldığı bilinmemektedir. Ortaya atılan söylentiler, efsane masal veya zamanla bu nitelikleri kazanmış, gerçek kaynaklarından uzaklaşmış, tarih belgeleriyle ispat edilemeyen birer düşünceden öteye geçmemektedir. İslam dininin doğuşundan çok önceki çağlarda, buranın kutsal bir yer olduğu, putperest dinlerin yaygın bulunduğu çağlarda yaşayan insanlar tarafından buraya bazı kutsallıklar yükletildiği, eski dinler üzerinde yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır.
Bir söylenceye göre, İslamlıktan kısa bir süre önce Kabe’yi tütsüleyen bir kadın, elinde olmadan binayı tutuşturmuş, tahta olan yapı kısa bir sürede yanmıştır. Bu yangından sonra, Kabe yeniden yapılmış, hatta Cidde’de karaya oturmuş bir Bizans gemisinin kerestesi binanın yapımında kullanılmıştır. Gene bir söylentiye göre de binanın üstü açıktı.

Bir başka görüşe göre, Kabe’nin temellerini atan Adem’dir. Adem cennetten kovulduktan sonra yeryüzüne çıkarak Mekke’ye gelir. Cebrail yedi kat yerin altında kanadıyla Kabe’nin temelini çıkarır, melekler de Lübnan, Zeytin dağı, Cudi, Hira ve Sina’dan kayalar yuvarlayınca açılan temeller dolar. Allah, Adem’in barınması için cennetten, kırmızı yakuttan yapılmış bir çadır ile beyaz yakuttan olan Hacerül-Esvedi gönderir. Sonradan kararan Hacerül-esved, Adem’in iskemlesidir. Başlangıçta Hacerül Esved bir melekti. Allah ona kıyamet günü dil verecek insanlar için tanıklık ettirecektir.”

kabe5

Kuran’daki açıklama; tekrar etmekte fayda var..!
“Kabenin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz.Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler. Kabenin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz.Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz.Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz.Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz.Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Haceri Esvet diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır. Hz.İbrahim Allah’ın emri ile Kabe’nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe’nin yerini kazar. Hz.Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe’yi inşa eder. Ayette “Beytullah’ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder.” (Sure 2. Ayet 127)

KABE3

Biz Kudüs, Medine ve Mekke’deki alanların yaydıkları yüksek frekanslı dalgalara “pozitif” demişiz.. Esasen bu dalgalara Din-tasavvuf lisanında da “cemâl” veya “celâl nurları” ismi verilmiştir!..

Bize göre “Pozitif” olarak nitelenen ışınımın nispeten daha düşük frekanslı olanlarına “cemâl nuru”; daha yüksek frekanslı olanlarına da “celâl nuru” denilir…

Ancak dikkat edile ki… Burada anlatılan, bize çok yararlı olan bu ”cemâl ve celâl nurları” ile “mutlak cemâl ve celâl nurları” arasındaki fark, sanki kibrit ateşi ile Güneş arasındaki fark gibidir!… Gözden kaçmaya!

İnsanların dahi “celâlli” ya da “cemâlî” diye tanımlanması, beyinlerinin yaydığı bu dalgalar dolayısıyladır.. Yani, kiminin beyninin yaydığı dalgaların frekansı, kimine göre daha çok daha yüksektir, ki biz onlara “celâlli bir kişiliği var” deriz!.

İşte dünyanın bedeni içindeki, “pozitif” enerji hatlarının kesişip sanki bir enerji santralı gibi yayın yaptığı en önemli merkez, Mekke’de bulunan Kâbe-i Muâzzama’nın altıdır ve bunun uzantısı da Arafat Dağı’nın altıdır!..

kabe2

Keşif sahiplerinin keşif yoluyla gördüğü bu gerçeğe Seyyid Abdülaziz Ed Debbağ da «El İbrîz» isimli eserinde değinmiş ve Kâbe’den göğe yükselmekte olan bir «nur» sütunundan, adı geçen eserinde bahsetmiştir!..

Bu noktadaki çok güçlü pozitif enerji dolayısıyla Harem-i Şerîf’teki tüm insanların beyinleri öylesine etkilenip, öylesine güçlü bir faaliyet içine girmektedirler ki bunu anlatabilmemiz mümkün değildir.

Nitekim bu gerçek dolayısıyla Kâbe çevresinde kılınan namaz için Rasûlullâh salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

-Kâbe’de kılınan iki rek’ât namaz, dünyanın başka mescîtlerinde kılınan namazdan 100 bin defa daha sevaplıdır!..

Zira Kâ’be çevresinde yapılan her ibadet sırasında, yeraltından yayılan “celâl nurları” yani çok yüksek frekanslı dalgalar dolayısıyla, beyin kat rekât güçlü dalga üretimi yapmakta; hem bunu ruha güçlü olarak yüklenmemekte; hem de dışa dönük bir biçimde yayınlamaktadır.

eski_kabe3

KABENİN İÇİNDEKİLER:

CENNET TAŞI
İnanışa göre; Hz. Adem, cennetten çıkarılınca beraberinde bir cennet taşı ve bir asa getirmişti. Bu asa daha sonra Hz. Musa tarafından bulundu. Taş ise bir cennet taşıydı ve cennetin bir hatırası olarak Hz. Adem bu taşı Kabe’ye yerleştirmiştir. Hadis-i Şerifte Hz. peygamber diyor ki, başlangıçta bu taş, bembeyazdı. Senelerce günahkarların dokunmasıyla ve kurban edilen hayvanların kanlarının bu taşa sürülmesinden ötürü taş, siyah olmuştur.

SEL FELAKETİNDE YIKILDI
Hz. Muhammed’e ilk vahiy gelmesinde 5 yıl önce bir sel sonucu Kâbe yıkıldı. Kabileler Kâbe’yi yeniden inşa etmek için duvarcı ustası Yunanlı Yakum ve Mısırlı bir marangozu görevlendirdiler. Sıra Hacer-ül Esved’in yerleştirilmesine gelince, onu yerine koyma Hz. Muhammed’e verilmişti.

1880_kabe55

PUTLAR ATILDI
İslamiyetten önce de Araplar tarafından kutsal Kabe’de kutsal putlar bulunmaktaydı. Mekke’nin fethinden sonra (630) putlar atılmıştır. Yezid ve İbn-i Zübeyr savaşında Kâbe mancınık atışından isabet aldı ve yıkıldı, yandı. İbn-i Zübeyr Kâbe’yi yıkıp yeniden inşa etti. Mervan döneminde Kâbe eski haline döndürüldü.

kabe

OSMANLI HEP KORUDU
Kanuni tarafından onarılan Kabe, 5. onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde yine sel baskını sonucu yıkılmış ve hemen onarılmıştır.

İÇİNDE NELER VAR
Kabe’nin içinde 9 adet oyma, 1 adet altın kabartma Ayet, işlemeli tahta bir sandık, oymalı ve içinde tütsü yakılan tarihi bir ocak, metal zemzem testileri ve kandiller bulunuyor. Hepsinin tarihi eserler olduğu düşünüldüğünde Kabe, bir müze olarak bile görülmesi gereken özel yerlerdendir.

Kabe-granit

HILTON-SHERATON’LA ÇEVRİLİ(!)
Bugün, dev Hilton ve Sheraton Otellerinin gölgesinde kalmış olsa bile, her yıl Suudi’ler tarafından verilen ülke kotalarına göre milyonlarca Müslüman’ın, etrafında yedi defa dönüp Hacı olmaya binlerce kilometre mesafeden geldiği Kabe’ye gösterilen sevgi ve saygı muazzamdır.

Bu Konu İle İlgili Diğer İçerikler

468x60 REKLAM ALANI
Yorum Saysısı 5 Yorum
Sizinde bir katkınız olsun

  1. i.Haluk Çağın diyor ki:

    Bana ait olan yazıyı kaynak göstermeden kullanmakta olduğunuzu hatırlatırım. Lütfen kaynağı belirtiniz veya bana ait olan bölümü kaldırınız. Saygılar.

  2. Haluk Çağın diyor ki:

    Bana ait olan yazıyı kaynak göstermeden kullanmakta olduğunuzu hatırlatırım. Lütfen kaynağı belirtiniz veya bana ait olan bölümü kaldırınız. Saygılar.

  3. İsmimden Sana ne diyor ki:

    Pardon yanlışlıkla oldu kabe hakkındaki bilginiz sevdim güzel olmuş ama biraz fazla uzun bu arada tekrar Özür dilerim

Yorum Durumu: 5 Yorum
Sizinde bir katkınız olsun

Buraya Yorum Bırakabilirsiniz

XHTML: Kullanabileceğiniz Kod Etiketleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>